Akademik unvan ile akademik kadro, hukuken birbirinden ayrı iki sonuçtur. Unvan kişinin bilimsel yeterliliğini belgelemekte; kadro ise o kişinin belirli bir yükseköğretim kurumunda ve belirli bir bilim alanında öğretim elemanı olarak istihdam edilmesini ifade etmektedir. Unvanın kazanılmış olması kadroya atanmayı kendiliğinden sağlamamaktadır. Devlet yükseköğretim kurumlarında doçent ve profesör kadrolarına atama süre sınırı olmaksızın yapılırken başta doktor öğretim üyesi ve araştırma görevlisi olmak üzere bazı kadrolarda atama süreli olup görevin devamı yeniden atamaya bağlı bulunmaktadır. Vakıf yükseköğretim kurumlarında ise öğretim elemanları mütevelli heyetle yapılan sözleşmelerle çalışmaktadır.
Kadroya giden yol; ilan, başvuruların değerlendirilmesi, jüri görüşleri veya giriş sınavı, yönetim kurulu kararı ve atama onayından oluşan bir işlemler zinciridir. Bu zincirde idareye geniş bir takdir alanı tanınmış olmakla birlikte söz konusu takdir sınırsız değildir. İlanda aranan şartlardan sınav ve değerlendirme puanlarına, jürinin oluşumundan atamayı yapacak merciin yetkisine kadar her aşama; hukuka, eşitlik ilkesine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygunluk bakımından ayrı ayrı denetlenebilmektedir. Görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemler de bu denetimin dışında kalmamaktadır.
Doktor öğretim üyesi kadrosuna başvurabilmek için doktora, tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta veya veteriner hekimlikte uzmanlık ya da sanatta yeterlik eğitimini tamamlamış olmak ve üniversitenin Yükseköğretim Kurulunca onaylanmış ek koşullarını sağlamak gerekmektedir. Dekan veya müdür, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde, en az biri başka bir üniversiteden olmak üzere adayın bilim alanıyla ilgili üç profesör veya doçent kadrosundaki doçenti belirlemektedir. Bölüm başkanının profesör ya da doçent kadrosunda olması hâlinde bu üç kişiden biri olarak belirlenmesi zorunludur. Jüri üyeleri bir ay içinde yazılı görüşlerini bildirmekte, ardından ilgili yönetim kurulunun görüşü alınmakta ve bir kadroya birden fazla adayın başvurması hâlinde yönetim kurulu tercihini gerekçeli olarak belirtmektedir. Atama rektör tarafından en az bir, en çok dört yıl süreyle yapılmakta, süre sonunda görev kendiliğinden sona ermektedir.
Bu kadroda uyuşmazlıklar çoğunlukla jüri üyelerinin adayın bilim alanıyla ilgisinin bulunmaması, bulunması zorunlu üyenin jüriye alınmaması ve birden fazla aday arasında yapılan tercihin gerekçelendirilmemesi noktalarında ortaya çıkmaktadır. Süreli atamanın doğal sonucu olarak görev süresinin uzatılmaması da bu kadroya ilişkin davaların önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Doçent kadrosuna atanabilmek için doçentlik unvanını almış olmak veya yurt dışında alınan doçentlik unvanının Üniversitelerarası Kurulca geçerli sayılmış olması gerekmektedir. Unvan Üniversitelerarası Kurul tarafından verilmekte, kadroya atama ise üniversite tarafından yapılmaktadır. Rektör, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde, en az biri başka bir üniversiteden olmak üzere üç profesör belirlemektedir. Bölüm başkanının profesör olması hâlinde bu üç kişiden biri olarak belirlenmesi zorunludur. Profesörler bir ay içinde kişisel raporlarını ve birden fazla aday varsa tercihlerini bildirmekte; rektör, üniversite yönetim kurulunun gerekçeli görüşünü aldıktan sonra atama hakkında karar vermektedir.
Üniversiteler doçent kadrosuna atama için ek koşul olarak sözlü sınav öngörebilmektedir. Bu sınav üniversite tarafından oluşturulan bir jüri tarafından değil, Üniversitelerarası Kurulca profesörler arasından belirlenen beş asıl ve iki yedek üyeden oluşan jüri tarafından yapılmaktadır. Sınav öğretim üyelerine açık olarak yapılmakta, yeri, tarihi ve saati önceden ilan edilmekte, başarısızlık hâlinde gerekçeli karar hazırlanmaktadır. Doçentlik unvanını sözlü sınavla kazananlar için ise sözlü sınav ek koşul olarak aranamamaktadır. Sözlü sınav jürisinin kurallara aykırı oluşturulması, sınavın açık yapılmaması ve başarısızlık kararının gerekçesiz bırakılması bu kadroya özgü başlıca hukuka aykırılıklardır.
Profesörlükte unvan ve kadro tek bir süreçte, yükseltilerek atama yoluyla kazanılmaktadır. Bunun için doçentlik unvanının alınmasından sonra en az beş yıl ilan edilen kadronun bilim alanında çalışmış olmak ve bu dönemde özgün yayın veya çalışmalar yapmış olmak gerekmektedir. Adaylar başvurularında yayınlarından birini başlıca araştırma eseri olarak göstermektedir. Üniversite yönetim kurulu, ilana son başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde, en az üçü başka üniversitelerden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçmektedir. Jüri üyeleri iki ay içinde her aday için ayrı rapor hazırlamakta, birden fazla aday varsa tercihlerini bildirmektedir. Atama, yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine rektör tarafından yapılmaktadır.
Raporlarda adayın bilimsel çalışmalarının yanında yöneticilik, yapıcılık ve geliştiricilik özellikleri ile bilim insanı yetiştirme konusundaki çabalarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Beş yıllık sürenin ilan edilen kadronun bilim alanı esas alınmadan hesaplanması, başlıca araştırma eserinin değerlendirme dışında bırakılması ve raporların bu unsurları içermeyen soyut değerlendirmelerden ibaret kalması bu kadroya özgü başlıca hukuka aykırılıklardır.
Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için ALES’ten en az 70, merkezi yabancı dil sınavından en az 50 puan almış olmak ve giriş sınavının yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekmektedir. Devlet yükseköğretim kurumlarında ayrıca tezli yüksek lisans, doktora veya sanatta yeterlik öğrencisi olmak şartı aranmaktadır. Üniversiteler senato kararıyla daha yüksek puan barajları belirleyebilmektedir.
Süreç sınava dayalıdır. Biri ilgili anabilim dalı başkanı olmak üzere yönetim kurulunca seçilen üç kişilik jüri, önce ALES ve yabancı dil puanları üzerinden ön değerlendirme yapmakta ve ilan edilen kadro sayısının on katına kadar adayı yazılı giriş sınavına çağırmaktadır. Nihai değerlendirmede ALES puanı, lisans mezuniyet notu, yabancı dil puanı ve giriş sınavı notu belirli oranlarda hesaba katılmakta, 65 puanın altında kalan adaylar başarısız sayılmaktadır. Atama en çok üç yıl süreyle yapılmakta, süre sonunda görev kendiliğinden sona ermektedir.
Jüri, sınavın nesnel, ölçülebilir ve denetlenebilir olmasını sağlamakla yükümlüdür; soru ve cevaplar tutanak altına alınmaktadır. Ön değerlendirmede öne çıkan bir adayın giriş sınavı notuyla geride kalması hâlinde, bu notun hangi soru ve cevaba dayandığı tutanaklar üzerinden denetlenebilmektedir. Puanların hatalı hesaplanması, ön değerlendirme sıralamasının yanlış yapılması ve sınav tutanaklarının bulunmaması bu kadroya özgü başlıca hukuka aykırılıklardır.
Öğretim görevlisi kadrosuna başvurabilmek için kural olarak en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olmak gerekmektedir. Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulunca belirlenen uzmanlık alanlarında lisans mezuniyeti ile birlikte belgelendirilmiş mesleki tecrübe aranmakta, bu kadrolarda yabancı dil şartı uygulanmamaktadır. Yabancı dille ilgili kadrolar ile yabancı dille eğitim yapılan programlarda ise en az 85 yabancı dil puanı aranmakta ve giriş sınavı sözlü olarak yapılmaktadır. Sözlü sınavda 60 puanın altında kalan adaylar nihai değerlendirmeye alınmamaktadır.
Değerlendirme, araştırma görevlisi kadrolarındaki sisteme benzer biçimde ön değerlendirme, giriş sınavı ve nihai değerlendirme aşamalarından oluşmakta; ancak puanların ağırlıkları kadronun niteliğine göre değişmektedir. İlanlarda tecrübe şartına yer verilmesi hâlinde bu tecrübenin hangi öğrenim düzeyinden sonrasına ait olduğunun belirli bir adayı tanımlamayacak biçimde belirtilmesi gerekmektedir. Tecrübe şartının kişiye göre kurgulanması, tecrübe belgelerinin tutarsız değerlendirilmesi ve sözlü sınavın tutanaksız ya da ölçülemez biçimde yapılması bu kadroya özgü başlıca hukuka aykırılıklardır.
2547 sayılı Kanun, vakıf yükseköğretim kurumlarını akademik çalışmalar ve öğretim elemanlarının sağlanması bakımından Kanunda gösterilen esas ve usullere bağlamaktadır. Vakıf yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenmekte ve öğretim elemanlarının nitelikleri devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleriyle aynı olmaktadır. Bu nedenle yukarıda her kadro için açıklanan şartlar ve atama usulleri vakıf yükseköğretim kurumlarında da uygulanmaktadır. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği ise vakıf yükseköğretim kurumlarının, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten akademik yönden gerekli gördüğü şartları da arayabileceğini öngörmektedir. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamamaktadır.
Vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanlarının sözleşmeleri mütevelli heyet tarafından yapılmakta ve atamaları mütevelli heyetin onayına tabi bulunmaktadır. Disiplin cezaları devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları için aynı hükümlerle düzenlenmiştir. Yönetmelik, öğretim elemanlarının çalışma esaslarını 2547 sayılı Kanunun devlet üniversiteleri için öngördüğü hükümlere bağlamakta; aylık ve diğer haklar bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir. Bu hükümde yer alan “özlük hakları” ibaresi Danıştay kararıyla iptal edilmiştir. Kanun ayrıca vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına unvanlarına göre devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.
Bu yapı, aynı ilişkinin bir yönüyle iş hukukuna, diğer yönüyle statü hukukuna tabi olması sonucunu doğurmaktadır. Uyuşmazlığın atama, yükseltme ve disipline mi yoksa sözleşmeden doğan parasal haklara mı ilişkin olduğuna göre uygulanacak hukuk ve görevli yargı mercii değişebilmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesi, başvurulacak yolun ve sürenin belirlenmesi ile hak kaybına uğranılmaması bakımından belirleyicidir.
Kadronun türünden bağımsız olarak tüm akademik atama süreçlerinde karşılaşılabilen aykırılıklar şunlardır:
Hukuka aykırılık iddiaları yalnızca atanamayan kişiyi ilgilendirmemektedir. Ataması dava konusu edilen kişi, yürüyen davaya katılarak kendi hukuki durumunu savunabilmektedir. Atamanın yıllar sonra hatalı olduğu gerekçesiyle geri alınması ise kişinin hilesi veya gerçeğe aykırı beyanı bulunmadıkça hukuka uygun kabul edilmemektedir.
Hukuka aykırılık, ilan metnine, sürecin herhangi bir aşamasına veya süreç sonunda tesis edilen atama işlemine karşı ileri sürülebilmektedir. Başvuru iki yoldan yapılabilmektedir: rektörün işlem ve eylemlerine ilişkin iddialar bakımından Yükseköğretim Kuruluna şikâyet ve idari yargıda iptal davası. Vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapılmaması, Yükseköğretim Kurulunun kuruma uygulayabileceği önlemler arasında ayrıca sayılmıştır. Bu yollar birlikte kullanılabilmekte olup birinde yapılan tespitler diğerinin seyrini etkileyebilmektedir.
Akademik atama süreçleri, her aşaması ayrı kurallara bağlı ve birbirine dayanan işlemlerden oluşmaktadır. Sürecin başından itibaren hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyici olmakla birlikte, tamamlanmış süreçlerde de usule ve esasa ilişkin aykırılıklar başvuru ve dava yollarıyla ileri sürülebilmektedir.